"www.egovturkey.com, 30 Haziran 2021"
ÖZET
Günümüzde yaşamın birçok alanında bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) kullanılmaktır. Hayatın neredeyse tüm alanlarına nüfuz eden BİT, birçok kolaylık ve fayda sağlarken, bireyin, toplumun ve devletin gelişmesi içinde bir kaldıraç etkisi ortaya çıkarmaktadır. Ancak teknolojiye yeterince erişemeyen ve kullanamayanlar için ise bu durum bir ayrışmaya yol açmaktadır. Dijital eşitsizlik olarak adlandırılan bu ayrışma, BİT’e erişmede, kullanmada ve değer yaratmada sıkıntı yaşayanlarla yaşamayanlar arasındaki ayrım için kullanılmaktadır. Bu yazıda dijital eşitsizlik kavramı çeşitli açılardan incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla; ilk olarak kavramsal çerçeve çizilmeye çalışılmış, hukuki açıdan değerlendirilmesi yapılmış ve ölçümüne ilişkin bilgiler verilmiştir. Ardından küresel ve ulusal boyutta dijital eşitsizlik istatistiklerine Uluslararası Telekomünikasyon Birliği(ITU), Ağ Hazırlık Endeksi (NRI) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kapsamında değinilmiştir. Son olarak ise dijital eşitsizlikle mücadele kapsamında Türkiye’den e-içerme politika örnekleri verilerek dijital eşitsizliğe ilişkin genel değerlendirme yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: dijital eşitsizlik, dijital eşitsizliğin ölçülmesi, dijital eşitsizlik istatistikleri, sayısal bölünme, dijital uçurum.
GİRİŞ
20 nci yüzyılın sonlarından itibaren gelişmeye başlayan bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), 21 inci yüzyıl ile birlikte insanların, toplumun, şirketlerin ve devletlerin yaşama, öğrenme, çalışma gibi tüm süreçlerini değişime uğratmaya başlamıştır. BİT ve özellikle internetin yaygın kullanımının artması ile birlikte yaşanan değişim sürecine ayak uyduramayanlar için ise “Dijital Eşitsizlik” olarak adlandırılan sorun ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu sorundan sadece bireyler, toplumlar etkilenmemekte, şirketler, devletler de dâhil olmak üzere yaşayan tüm örgütler dijital eşitsizlik ve sonuçları ile karşı karşıya kalabilmektedir.
Günümüzde BİT nasıl ki hayatın neredeyse tüm alanlarına nüfuz etmekteyse, dijital eşitsizliğe maruz kalan kesim de neredeyse hayatın tüm alanlarında dezavantajlı konuma gelmektedir. Dijital eşitsizlik sorununu yaşayanların hayatın birçok alanında dezavantajlı duruma gelmesi de bu sorunun başka eşitsizliklere yol açtığını veya mevcut olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini göstermektedir. Dijital eşitsizliğin farklı ülkelerde, farklı coğrafi bölgelerde, cinsiyetler arasında, farklı yaş gruplarında, farklı eğitim ve gelir düzeylerinde ortaya çıktığı görülmektedir. Çok boyutlu ve birçok alanı etkileyen bu sorun, Dünya genelinde hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde bölgeler, toplumlar ve bireyler arasında görülebilmektedir. Bu sorunla baş edebilmek için uluslararası kuruluşlarda da dâhil olmak üzere ülkeler de çeşitli politikalar uygulamaktadır.
Bu yazıda yukarıda bahsedilenler doğrultusunda ilk olarak; dijital eşitsizlik kavramına ve boyutlarına değinilmeye çalışılmış, yerli ve yabancı literatürden kavramın tanımına ve boyutlarına değinilmiştir. Daha sonra, dijital eşitsizliğin Türkiye mevzuatı açısından hukuki değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır.
Tanımlanan bu sorunun daha somut anlaşılması için ölçülmesi ve bu ölçümlemenin nasıl yapıldığı büyük öneme sahiptir. Bu açıdan yazıda dijital eşitsizliğin nasıl ölçüldüğüne ilişkin bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
Üçüncü başlıkta ise küresel ve ulusal ölçekte ITU, NRI ve TÜİK verileri kullanılarak Dünya’da ve Türkiye’de dijital eşitsizliğin mevcut durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Dördüncü başlıkta dijital eşitsizlikle ilgili Türkiye’deki mevzuat ve bazı belgelerde yer alan politika metinlerine değinilmiş ve yazının beşinci ve son başlığında genel bir değerlendirme yapılarak önerilerde bulunulmuştur.
DİJİTAL EŞİTSİZLİK
Dijital eşitsizlik kavramı ilk olarak; Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde 1980’li yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerine erişebilenler ile erişemeyenler arasındaki eşitsizliğe dikkat çekmek amacı ile kullanılmıştır[1]. Dijital eşitsizlik kavramının literatürde ise ilk olarak 1999 yılında kullanıldığı görülmektedir. Dijital eşitsizlik bir sorun olarak ilk 1990’lı yılların ortalarında, ABD Ticaret Bakanlığı (United States Department of Commerce) Ulusal Telekomünikasyon ve Enformasyon İdaresi (NTIA- National Telecommunications and Information Administration) Başkanı Larry Irving tarafından hazırlatılan raporlarda ele alınmış, NTIA, BİT erişimindeki eşitsizliklerin kapsamını ve sonuçlarını vurgulayan "Falling Through The Net" başlıklı üç rapor hazırlamış ve dijital eşitsizlik kapsamını tanımlamış ve konuya dikkat çekmiştir[2]. 1999 yılında yayınlanan üçüncü raporda dijital eşitsizlik sorunu “Digital Divide” olarak kavramlaştırılmıştır[3].
Türkçe kaynaklarda dijital eşitsizlik kavramı yerine farklı kavramların da kullanıldığı görülmektedir. Dijital eşitsizlik kavramına karşılık kullanılan kavramlara; sayısal bölünme, sayısal uçurum, dijital uçurum, dijital bölünme, erişim uçurumu, sayısal eşitsizlik, sayısal ayrım, erişim uçurumu örnek verilebilir[4].
Dijital Eşitsizlik Nedir?
Dijital eşitsizlik genel olarak; BİT’i kullanmak ve faydalanmak için ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriye sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki bölünme, ayrışma, farklılaşma olarak ifade edilmektedir[5][6][7][8]. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler (UN) gibi uluslararası kuruluşların dijital eşitsizlik tanımları da benzer şekildedir.
OECD; BİT erişimi ve kullanımında birey, hanehalkı, şirketler ve devletlerarasındaki ayrım olarak tanımlamıştır[9]. UN ise dijital eşitsizlik kavramını BİT’e erişim imkânı ve kullanım becerisindeki ayrım olarak tanımlamıştır[10].
Dijital eşitsizlik, sadece bilgi ve iletişim teknolojilerine bir erişim sorunu değil aynı zamanda kullanım becerisi ile ilgili de bir sorundur. Artık günümüzde sadece BİT’e sahip olma, BİT’e erişme de bu ayrımın ortadan kalmasını sağlamamakta, BİT’in sağladığı olanaklardan faydalananlar ile faydalanamayanlar arasındaki ayrımın giderilmesi gerektiği ifade edilmektedir[11]. UN benzer şekilde dijital eşitsizlik kavramının ilk olarak bilgisayar ile internet sahipliği ve basit kullanımı ile ilgili olduğunu ancak internet tabanlı teknolojilerin yaygınlaşması ile bu ayrımın artık kullanım becerisi ve bireyin faydalanması ölçütlerinde değerlendirildiğini ifade etmektedir[12].
Dijital eşitsizlik ülke içinde çeşitli coğrafi bölgeler arasında ortaya çıkabileceği gibi ülkeler arasında da ortaya çıkabilmektedir[13]. Tarhan[14]; dijital eşitsizliği ulusal ve uluslararası olmak üzere iki farklı şekilde tanımlamıştır. Ulusal açıdan dijital eşitsizlik; yazılım, donanım ve bilgi erişimi ile ilgili farklılığı ifade ederken uluslararası açıdan bilginin üretimi, kullanımı ve erişimi ile ilgili farklılığı ifade etmektedir.
BİT’in gelişim hızı ve bireylerin, toplumun, devletlerin bu gelişmeler eş zamanlı olarak ayak uyduramaması dijital eşitsizliği daha da belirgin şekilde ortaya çıkarmaktadır[15]. Dijital eşitsizliğin belirgin şekilde ortaya çıktığı durumlarda bireyler ve toplum ikiye bölünme riski altındadır. Ortaya çıkan bu bölünme yaş, gelir düzeyi, eğitim, cinsiyet, coğrafi konum, dil gibi farklı boyutlar çerçevesinde ortaya çıkabilmektedir. OECD dijital eşitsizliğin sosyoekonomik, coğrafi, demografik değişkenler çerçevesinde çeşitli boyutlarda BİT erişimi, kullanımı ve BİT’ten faydalanılması açısından ortaya çıktığını ifade etmektedir[16].
Dijital Eşitsizliğin Önemi
Dijital eşitsizlik düşük eğitim, düşük gelir, yoksulluk gibi çeşitli sorunlar etrafında ile belirgin olarak ortaya çıkmakta, bu nedenle toplumsal ayrımların daha da derinleşmesine yol açmaktadır. Bu durum dijital eşitsizliği diğer sorunlardan ayrıştırmaktadır[17].
Uçkan, dijital eşitsizlik kavramını “bir yanda bilgiye erişebilen, bunu için yeterli geliri ve kültürel sermayesi olan, istatistiklere göre çoğunlukla erkek, az sayıda seçkin ‘net yurttaşı’, diğer yanda bilgisayar okuryazarı olmayan, internet erişimi için yeterli kaynağa sahip bulunmayan ‘köle ve barbar yığınları” [18] olarak ifade etmiştir. “Köle ve barbar yığınları” ifadesi biraz abartılı görünse de, aslında Uçkan bu ifade ile dijital eşitsizliğin diğer eşitsizlikleri de derinleştirdiğine işaret etmektedir.
Özellikle Covid-19 salgın döneminde BİT’in önemi daha iyi anlaşılmıştır. Öncelikle sağlık, eğitim olmak üzere birçok alanda BİT kullanımı önem kazanmıştır. Dijital eşitsizliğin etkisi Covid-19 döneminde dezavantajlı kesimler için daha da belirginleşmiştir. Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması ile Covid-19 ile salgının takibi ve izlemesi yapılırken, HES kodunun AVM, seyahat, sinema gibi sosyal hayatın rutininde kullanımı zorunlu olmuştur. Uzaktan eğitim sistemine geçilmiş, MEB’in Eğitim Bilişim Ağı (EBA) uygulaması eğitimin aksamasını engellemiştir. Ancak hem cihaza hem de internete erişmede sorun yaşayan kesimler için bu durum dijital eşitsizliğin etkisini belirgin şekilde göstermiştir.
Salgında izolasyonun sağlanması için kamu hizmetlerine erişimde e-Devlet uygulamaları önem kazanırken, internet bankacılığı, çevrimiçi alışveriş gibi olanaklar da salgının sosyal hayata etkisini azaltmıştır. BİT salgının yayılmasını önleyici rol oynarken dijital eşitsizlik insan sağlığını da etkiler boyuta gelmiştir.
Dijital Eşitsizliğin Boyutları
Dijital eşitsizlik çeşitli değişkenler çerçevesinde ortaya çıkan farklılaşmayı/ayrımı gösteren çok boyutları olan bir sorundur. Literatürde farklı boyutlarda dijital eşitsizlik ele alınmaktadır. Çapar ve Vural dijital eşitsizliğin boyutlarını iki farklı şekilde ele alarak gruplamıştır[19]. Bunlardan birincisi;
1. Dijital Ekonomik Eşitsizlik: BİT sahipliği için ekonomik gücü olanlar ile olmayanlar arasındaki farkı anlatan eşitsizliktir.
2. Dijital Kullanım Eşitsizliği: BİT kullanma becerisine sahip olanlar ile olmayan arasındaki eşitsizliktir.
3. Dijital Katılım Eşitsizliği: BİT’in sağladığı olanakların farkında olarak faydalananlar ile faydalanmayanlar arasındaki eşitsizliktir.
İkincisi ise;
1. Global Dijital Eşitsizlik: Ülkelerin gelişmişliklerine göre ortaya çıkan eşitsizliktir.
2. Sosyal Dijital Eşitsizlik: Bilgi zengini ve bilgi yoksulu olanlar arasındaki eşitsizliktir.
3. Demokratik Dijital Eşitsizlik: Katılım süreçlerindeki dâhil olabilenler ile olamayanlar arasındaki eşitsizliktir.
Kalaycı ise dijital eşitsizliği bireysel, kurumsal ve küresel olmak üzere gruplandırmıştır[20].
1. Bireysel Eşitsizlik: Günlük yaşamda BİT kullananlar ile kullanmayanlar arasında ortaya çıkan eşitsizliktir.
2. Kurumsal Eşitsizlik: İşleri için BİT kullanan şirketler ile kullanmayan arasında ortaya çıkan eşitsizliktir.
3. Küresel Eşitsizlik: BİT seviyesine göre ülkeler arasında ortaya çıkan eşitsizliktir.
Dijital eşitsizlik farklı boyutlarda ele alındığı gibi, ortaya çıktığı eğitim durumu, cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, dil, coğrafi konum, engellilik, etnik öğeler gibi farklı değişkenler üzerinden de ele alınmakta, sınıflandırılmaktadır.
Eğitim durumu; düşük eğitim gruplarında yer alan insanlar ile yüksek eğitim alanlar arasında dijital eşitsizlik bulunmaktadır. Eğitim düzeyi yükseldikçe bireyin BİT kullanım becerisi arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır[21].
Gelir düzeyi; eğitim düzeyi ile de yakın ilişkisi bulunan gelir düzeyi dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı farklı bir boyuttur. Eğitim düzeyine benzer şekilde bireyin, toplumun, devletlerin gelir düzeyi arttıkça BİT farkındalığı ve becerisi artmakta, bu durum gelir düzeyinde dijital eşitsizliği ortaya çıkarmaktadır[22].
Cinsiyet; BİT erişimi ve kullanımı ile ilgili ortaya konan istatistikler dünya genelinde erkeklerin kadınlara oranla daha fazla BİT kullandığını göstermektedir[23]. Ancak İsveç, Kanada gibi kuzey ülkelerinde kadınların erkeklerle eşit ya da erkeklerden daha fazla BİT kullanımına sahip olduğu da gözlemlenmektedir. Kadınların toplumdaki yeri, eğitim düzeyi, toplum kültürü, iş hayatındaki yeri gibi durumlar cinsiyet değişkeninde ortaya çıkan bu ayrımı derinleştirmede ya da yok etmektedir[24].
Yaş; yaşlılar ile gençler arasında dijital eşitsizlik olduğunu istatistikler göstermektedir[25]. Yaşlı insanlar gençlere oranla daha az BİT kullanmakta, yaşa göre dijital eşitsizlik ortaya çıkmaktadır.
Dil; bilgisayar ve internetin kullanımında dil bir diğer dijital eşitsizlik oluşturan değişken olarak ortaya çıkmaktadır. Teknolojinin dilinin İngilizce olması, internetteki içeriğin, işletim sistemleri yazılım dillerinin çoğunun İngilizce olması İngilizce bilenler ile bilmeyen arasında bir dijital eşitsizlik ortaya çıkarmakta, ana dili İngilizce olanlarla olmayanlar arasında ayrım oluşmakta, bilgi yoksulluğu olarak nitelendirilen sorun ortaya çıkmaktadır[26].
Coğrafi Konum; hem küresel olarak hem de ülke içerisinde bölgesel olarak dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı başka bir boyuttur[27]. Küresel olarak dünyada ekonomik olarak gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler arasındaki eşitsizliği daha da artırmaktadır. Aynı zamanda ülkelerin kendi içlerinde farklı bölgelerin hem erişim hem de kullanım açısından dijital eşitsizlik bulunmaktadır. Engellilik; birçok araştırma engelli bireylerin internet erişimi ve özellikle kullanımı açısından diğer bireylerden dezavantajlı durumda olduğu göstermektedir. Engelli bireyleri düşünmeden yapılan cihaz ve uygulama tasarımları bu eşitsizliği daha da derinleştirmektedir [28].
Etnik öğeler; ülkelerin farklı etnik grupları arasında ortaya çıkan eşitsizliktir. Bu durum ekonomik ve siyasi eşitsizliği de derinleştirmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde siyahlar ile beyazlar arasında internet erişimi ve kullanımı arasında dijital eşitsizlik bulunmaktadır[29].
Dijital Eşitsizliğin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi
Türkiye’de mevzuatta dijital eşitsizliğin önlenmesine yönelik hükümler genel olarak kamu hizmetinden eşit şartlarda yararlanma ve internetin daha erişilebilir olması çerçevesinde ele alınmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” denilmektedir.
Anayasanın 22 nci maddesinde ise; “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.” denilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21 inci maddesinin 2. fıkrasında da “Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.” ifadesi yer almaktadır[30].
Kamu hizmeti sunulurken yerine getirilmesi gereken temel ilkelerden birisi eşitlik ilkesidir. Toplumdaki her birey kamu hizmetinden eşit şartlarda yararlanmalıdır. Kamu hizmetlerinden eşit şartlarda yararlanma hakkı bireylerin genel hakları arasında yer almaktadır. Anayasa’nın 10 uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesi kamu hizmetinin sunumunda da geçerlidir[31]. Sağlıklı kişiler ile sağlıksız kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmaları, gelir düzeyi yüksek kişiler ile gelir düzeyi düşük kişilerin sosyal yardımlardan yararlanmaları aynı ölçüde olmamaktadır. Burada yer alan eşitlik ilkesi hizmetten yararlananların eşitliği anlamını taşımaktadır[32]. Bu eşitlik, özellikle kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması (e-Devlet hizmeti) ve vatandaşların e-Devlet hizmetlerini eşit şartlarda kullanmasına da işaret etmektedir.
2009/15169 karar sayılı Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik içerisinde de; “İdare, sunduğu kamu hizmetlerinin özürlüler tarafından kolayca erişilebilir olması için gerekli tedbirleri alır.” hükmü yer almaktadır.
2005 yılında yürürlüğe giren 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu’nda da dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik hükümler bulunmaktadır. Kanunda “evrensel hizmet” kavramı; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde coğrafi konumlarından bağımsız olarak herkes tarafından erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak olan, internet erişimi de dâhil elektronik haberleşme hizmetleri ile bu Kanun kapsamında belirlenecek olan diğer hizmetleri şeklinde tanımlanmış, Kanunun “İlkeler” bölümünde de; "Evrensel hizmetten, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes, bölge ve yaşadığı yer ayırımı gözetilmeksizin yararlanır. Evrensel hizmet, fert başına gayrisafi yurt içi hâsıla tutarı da göz önünde bulundurularak karşılanabilir ve makul fiyat seviyesinde sunulur. Düşük gelirliler, engelliler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların da evrensel hizmetten yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçeneklerinin uygulanabilmesine yönelik tedbirler alınır." denilerek dijital eşitsizliğin önlemesinin önemine dikkat çekilmiştir.
2008 yılında yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda da dijital eşitsizliğin önlenmesine yönelik hükümler yer almaktadır. Kanunun ilkeler bölümünde; Herkesin, makul bir ücret karşılığında elektronik haberleşme şebeke ve hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacak uygulamaların teşvik edilmesi. Eşit şartlardaki aboneler, kullanıcılar ve işletmeciler arasında ayrım gözetilmemesi ve hizmetlerin benzer konumdaki kişiler tarafından eşit şartlarla ulaşılabilir olması. Teknolojik yeniliklerin kullanılması da dâhil olmak üzere engelli, yaşlı ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç diğer kesimlerin özel ihtiyaçlarının dikkate alınması. ifadeleri yer almaktadır.
Dijital Eşitsizliğin Ölçülmesi
Bilgiye erişebilmenin en kolay yolunun internete erişmekten geçtiği, BİT cihazlarının da bu doğrultuda internet kullanımı ile anlam kazanmış olduğu günümüzde, dijital eşitsizliğin ölçülmesinde belirleyici gösterge olarak internet kullanım oranı kullanılmaktadır. Hem erişim hem kullanım hem de kullanım yetkinliğini göstermesi için son yıllarda yaygın şekilde internet kullanımı oranları kullanılmaktadır[33].
Dünyada dijital eşitsizliğin ölçülmesi amacı ile çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Yapılan çalışmaların uluslararası alanda en bilinenleri arasında; ITU BİT Gelişmişlik Endeksi (BGE) ve Portulans Institute Ağa Hazırlık Endeksi (Network Readiness Index - NRI) yer almaktadır.
Dünya genelinde dijital eşitsizliğin ölçülmesi amacı ile kullanılan BGE; ülkelerin BİT gelişimi ve kıyaslamaları, BİT’in ülke gelişimine sağladığı katkı ve dijital eşitsizliğin ölçümünün yapılması amaçlanmaktadır[34]. ITU BGE’de ölçümleme; erişim, kullanım ve beceri olmak üzere üç alt endeks üzerinden yapılmaktadır[35].
Erişim endeksinde; sabit telefon aboneliği oranı, cep telefonu aboneliği oranı, İnternet kullanıcısı başına düşen uluslararası internet bant genişliği (bit/s), hanehalkı bilgisayar sahipliği oranı, hanehalkı internet erişimi oranı verileri gösterge olarak kullanılmaktadır.
Kullanım endeksinde; İnternet kullanan bireylerin oranı, sabit geniş bant kullanımı oranı, mobil geniş bant kullanımı oranı göstergeleri kullanılmaktadır.
Beceri endeksinde ise; yetişkin okuryazarlık oranı, orta öğretime kayıt oranı, yükseköğretime kayıt oranı göstergeleri kullanılmaktadır.
BGE puanı; BİT erişimi ve BİT kullanımı endekslerinin %40’ı ve BİT becerisi endeksinin %20 toplanarak hesaplanmaktadır.
NRI ölçümlemesi ise farklı göstergelerin de yer aldığı, çok daha kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı bir endekstir[36]. Teknoloji, insan, yönetişim ve etki olmak üzere dört ana kategori içerisinde yer alan 12 alt kategori ve 60 gösterge üzerinden endeks puanı hesaplanmaktadır.
Teknoloji; erişim (BİT altyapısı ve fiyatı), içerik (yerli içerik ve uygulamalar), gelecek teknolojiler (YZ ve NesNET gibi yeni teknolojilere, trendlere hazırlık) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır.
İnsan: bireyler (teknoloji kullanımı, yetenekleri, dijital ekonomiye katılımları), şirketler (BİT kullanımları, dijital ekonomiye katılımları), devletler (BIT kullanımı, yatırımları) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır.
Yönetişim: güven (bireylerin ve şirketlerin güvenliğinin sağlanması ve güven algısı), düzenleme (devletin dijital konomiye katılımı artırmak için teşvik düzenlemeleri), içerme (dezavantajlı kesimleri de içerecek şekilde dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik e-içerme çalışmaları) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır.
Etki: ekonomi (ağ ekonomisine katılımın ekonomik etkisi), yaşam kalitesi (ağ ekonomisine katılımın sosyal etkisi), SDG katkısı (ağ ekonomisine katılımın BM sürdürülebilir kalkınma hedeflerine etkisi) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır.
TÜİK tarafından yapılan “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Araştırması” içerisinde yer alan araştırma başlıkları ve sonuçlarının ITU BGE’nin 11 adet göstergeye ait verileri içerdiği görülmektedir. Türkiye’de dijital eşitsizliğin boyutlarına TÜİK’in “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Araştırması” ışık tutmakta ve dijital eşitsizliğin boyutlarını ortaya koymaktadır.
DİJİTAL EŞİTSİZLİK İSTATİSTİKLERİ
Dijital eşitsizliğin ölçülmesinde kullanılan göstergeler, özellikle BİT erişimi, kullanımı ve becerisi ile ilgili göstergeler, dijital eşitsizlik seviyelerinin çeşitli boyutlarda ve değişkenlerde ortaya konulmasına olanak sağlamaktadır. Aşağıda ilk olarak küresel istatistikler ile Dünya’da genel durum ortaya konulmaya çalışılmış ardından Avrupa Ülkeleri ve Türkiye arasında kıyaslama yapılarak Türkiye’nin Avrupa içindeki durumu netleştirilmeye çalışılmış ve son olarak da Türkiye ile ilgili istatistikler verilerek Türkiye’nin çeşitli gösterge ve boyutlardaki durumu ortaya konulmuştur.
Küresel İstatistikler
Küresel istatistikler ile Dünya’da dijital eşitsizliğin durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Veriler; 2017 yılı ITU BGE[37], 2020 yılı ITU BIT göstergeleri[38] ve 2020 yılı NRI[39] kaynaklarından elde edilmiştir.
ITU BGE
En son 2017 yılında yayınlanan BGE içerisinde 176 ülke değerlendirilmeye alınmış, endekste ilk sırayı 8,98 puanla İzlanda alırken, ikinci sırada 8,85 puanla Güney Kore, üçüncü sırada ise 8,74 puana İsviçre yer almıştır[40]. Türkiye endekste 67. sırada yer almıştır. Endeks içerisinde Türkiye; coğrafi olarak Avrupa ülkeleri arasında ve gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) kategorisinde değerlendirilmektedir.
Türkiye 176 ülke arasında 67. sırada yer alırken, 40 Avrupa ülkesi arasında 37. ve 130 GOÜ arasında 25. sırada yer almaktadır. Aşağıdaki Tablo 1’de BGE kategorilerine göre 2017 yılı endeks ve alt endeks puanları gösterilmektedir. Türkiye’nin endeks puanı ortalaması; dünya, gelişmekte olan ülkeler, Afrika, Amerika, Arap Ülkeleri, Asya-Pasifik, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ortalamasının üzerinde yer alırken, Avrupa ve gelişmiş ülkeler ortalamasının altında yer almaktadır.
ITU Temel BİT Göstergeleri
Dünya’da BİT göstergelerinin yer aldığı en kapsamlı ve güncel çalışmalardan biri ITU temel BİT göstergeleridir. En güncel BİT gösterge verileri 2020 yılında yayınlamış olup 2019 yılına ait verileri içermektedir. Aşağıdaki Tablo 2’de bireylerde internet kullanımı, hanelerde internet erişimi, hanelerde bilgisayar sahipliği, mobil genişbant abone oranı, sabit genişbant abone oranı ile ilgili veriler hem ülke gelişmişliklerine göre hem de ülke gruplarına gösterilmektedir.














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder