28 Şubat 2025 Cuma

DİJİTAL EŞİTSİZLİK

"www.egovturkey.com, 30 Haziran 2021"

ÖZET 

Günümüzde yaşamın birçok alanında bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) kullanılmaktır. Hayatın neredeyse tüm alanlarına nüfuz eden BİT, birçok kolaylık ve fayda sağlarken, bireyin, toplumun ve devletin gelişmesi içinde bir kaldıraç etkisi ortaya çıkarmaktadır. Ancak teknolojiye yeterince erişemeyen ve kullanamayanlar için ise bu durum bir ayrışmaya yol açmaktadır. Dijital eşitsizlik olarak adlandırılan bu ayrışma, BİT’e erişmede, kullanmada ve değer yaratmada sıkıntı yaşayanlarla yaşamayanlar arasındaki ayrım için kullanılmaktadır. Bu yazıda dijital eşitsizlik kavramı çeşitli açılardan incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla; ilk olarak kavramsal çerçeve çizilmeye çalışılmış, hukuki açıdan değerlendirilmesi yapılmış ve ölçümüne ilişkin bilgiler verilmiştir. Ardından küresel ve ulusal boyutta dijital eşitsizlik istatistiklerine Uluslararası Telekomünikasyon Birliği(ITU), Ağ Hazırlık Endeksi (NRI) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kapsamında değinilmiştir. Son olarak ise dijital eşitsizlikle mücadele kapsamında Türkiye’den e-içerme politika örnekleri verilerek dijital eşitsizliğe ilişkin genel değerlendirme yapılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: dijital eşitsizlik, dijital eşitsizliğin ölçülmesi, dijital eşitsizlik istatistikleri, sayısal bölünme, dijital uçurum. 

GİRİŞ

20 nci yüzyılın sonlarından itibaren gelişmeye başlayan bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), 21 inci yüzyıl ile birlikte insanların, toplumun, şirketlerin ve devletlerin yaşama, öğrenme, çalışma gibi tüm süreçlerini değişime uğratmaya başlamıştır. BİT ve özellikle internetin yaygın kullanımının artması ile birlikte yaşanan değişim sürecine ayak uyduramayanlar için ise “Dijital Eşitsizlik” olarak adlandırılan sorun ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu sorundan sadece bireyler, toplumlar etkilenmemekte, şirketler, devletler de dâhil olmak üzere yaşayan tüm örgütler dijital eşitsizlik ve sonuçları ile karşı karşıya kalabilmektedir. 

Günümüzde BİT nasıl ki hayatın neredeyse tüm alanlarına nüfuz etmekteyse, dijital eşitsizliğe maruz kalan kesim de neredeyse hayatın tüm alanlarında dezavantajlı konuma gelmektedir. Dijital eşitsizlik sorununu yaşayanların hayatın birçok alanında dezavantajlı duruma gelmesi de bu sorunun başka eşitsizliklere yol açtığını veya mevcut olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini göstermektedir. Dijital eşitsizliğin farklı ülkelerde, farklı coğrafi bölgelerde, cinsiyetler arasında, farklı yaş gruplarında, farklı eğitim ve gelir düzeylerinde ortaya çıktığı görülmektedir. Çok boyutlu ve birçok alanı etkileyen bu sorun, Dünya genelinde hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde bölgeler, toplumlar ve bireyler arasında görülebilmektedir. Bu sorunla baş edebilmek için uluslararası kuruluşlarda da dâhil olmak üzere ülkeler de çeşitli politikalar uygulamaktadır. 

Bu yazıda yukarıda bahsedilenler doğrultusunda ilk olarak; dijital eşitsizlik kavramına ve boyutlarına değinilmeye çalışılmış, yerli ve yabancı literatürden kavramın tanımına ve boyutlarına değinilmiştir. Daha sonra, dijital eşitsizliğin Türkiye mevzuatı açısından hukuki değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. 

Tanımlanan bu sorunun daha somut anlaşılması için ölçülmesi ve bu ölçümlemenin nasıl yapıldığı büyük öneme sahiptir. Bu açıdan yazıda dijital eşitsizliğin nasıl ölçüldüğüne ilişkin bilgiler verilmeye çalışılmıştır. 

Üçüncü başlıkta ise küresel ve ulusal ölçekte ITU, NRI ve TÜİK verileri kullanılarak Dünya’da ve Türkiye’de dijital eşitsizliğin mevcut durumu ortaya konmaya çalışılmıştır. 

Dördüncü başlıkta dijital eşitsizlikle ilgili Türkiye’deki mevzuat ve bazı belgelerde yer alan politika metinlerine değinilmiş ve yazının beşinci ve son başlığında genel bir değerlendirme yapılarak önerilerde bulunulmuştur. 

DİJİTAL EŞİTSİZLİK

Dijital eşitsizlik kavramı ilk olarak; Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde 1980’li yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerine erişebilenler ile erişemeyenler arasındaki eşitsizliğe dikkat çekmek amacı ile kullanılmıştır[1]. Dijital eşitsizlik kavramının literatürde ise ilk olarak 1999 yılında kullanıldığı görülmektedir. Dijital eşitsizlik bir sorun olarak ilk 1990’lı yılların ortalarında, ABD Ticaret Bakanlığı (United States Department of Commerce) Ulusal Telekomünikasyon ve Enformasyon İdaresi (NTIA- National Telecommunications and Information Administration) Başkanı Larry Irving tarafından hazırlatılan raporlarda ele alınmış, NTIA, BİT erişimindeki eşitsizliklerin kapsamını ve sonuçlarını vurgulayan "Falling Through The Net" başlıklı üç rapor hazırlamış ve dijital eşitsizlik kapsamını tanımlamış ve konuya dikkat çekmiştir[2]. 1999 yılında yayınlanan üçüncü raporda dijital eşitsizlik sorunu “Digital Divide” olarak kavramlaştırılmıştır[3].

Türkçe kaynaklarda dijital eşitsizlik kavramı yerine farklı kavramların da kullanıldığı görülmektedir. Dijital eşitsizlik kavramına karşılık kullanılan kavramlara; sayısal bölünme, sayısal uçurum, dijital uçurum, dijital bölünme, erişim uçurumu, sayısal eşitsizlik, sayısal ayrım, erişim uçurumu örnek verilebilir[4]. 

Dijital Eşitsizlik Nedir? 

Dijital eşitsizlik genel olarak; BİT’i kullanmak ve faydalanmak için ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriye sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki bölünme, ayrışma, farklılaşma olarak ifade edilmektedir[5][6][7][8]. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler (UN) gibi uluslararası kuruluşların dijital eşitsizlik tanımları da benzer şekildedir. 

OECD; BİT erişimi ve kullanımında birey, hanehalkı, şirketler ve devletlerarasındaki ayrım olarak tanımlamıştır[9]. UN ise dijital eşitsizlik kavramını BİT’e erişim imkânı ve kullanım becerisindeki ayrım olarak tanımlamıştır[10]. 

Dijital eşitsizlik, sadece bilgi ve iletişim teknolojilerine bir erişim sorunu değil aynı zamanda kullanım becerisi ile ilgili de bir sorundur. Artık günümüzde sadece BİT’e sahip olma, BİT’e erişme de bu ayrımın ortadan kalmasını sağlamamakta, BİT’in sağladığı olanaklardan faydalananlar ile faydalanamayanlar arasındaki ayrımın giderilmesi gerektiği ifade edilmektedir[11]. UN benzer şekilde dijital eşitsizlik kavramının ilk olarak bilgisayar ile internet sahipliği ve basit kullanımı ile ilgili olduğunu ancak internet tabanlı teknolojilerin yaygınlaşması ile bu ayrımın artık kullanım becerisi ve bireyin faydalanması ölçütlerinde değerlendirildiğini ifade etmektedir[12]. 

Dijital eşitsizlik ülke içinde çeşitli coğrafi bölgeler arasında ortaya çıkabileceği gibi ülkeler arasında da ortaya çıkabilmektedir[13]. Tarhan[14]; dijital eşitsizliği ulusal ve uluslararası olmak üzere iki farklı şekilde tanımlamıştır. Ulusal açıdan dijital eşitsizlik; yazılım, donanım ve bilgi erişimi ile ilgili farklılığı ifade ederken uluslararası açıdan bilginin üretimi, kullanımı ve erişimi ile ilgili farklılığı ifade etmektedir. 

BİT’in gelişim hızı ve bireylerin, toplumun, devletlerin bu gelişmeler eş zamanlı olarak ayak uyduramaması dijital eşitsizliği daha da belirgin şekilde ortaya çıkarmaktadır[15]. Dijital eşitsizliğin belirgin şekilde ortaya çıktığı durumlarda bireyler ve toplum ikiye bölünme riski altındadır. Ortaya çıkan bu bölünme yaş, gelir düzeyi, eğitim, cinsiyet, coğrafi konum, dil gibi farklı boyutlar çerçevesinde ortaya çıkabilmektedir. OECD dijital eşitsizliğin sosyoekonomik, coğrafi, demografik değişkenler çerçevesinde çeşitli boyutlarda BİT erişimi, kullanımı ve BİT’ten faydalanılması açısından ortaya çıktığını ifade etmektedir[16].

Dijital Eşitsizliğin Önemi

Dijital eşitsizlik düşük eğitim, düşük gelir, yoksulluk gibi çeşitli sorunlar etrafında ile belirgin olarak ortaya çıkmakta, bu nedenle toplumsal ayrımların daha da derinleşmesine yol açmaktadır. Bu durum dijital eşitsizliği diğer sorunlardan ayrıştırmaktadır[17]. 

Uçkan, dijital eşitsizlik kavramını “bir yanda bilgiye erişebilen, bunu için yeterli geliri ve kültürel sermayesi olan, istatistiklere göre çoğunlukla erkek, az sayıda seçkin ‘net yurttaşı’, diğer yanda bilgisayar okuryazarı olmayan, internet erişimi için yeterli kaynağa sahip bulunmayan ‘köle ve barbar yığınları” [18] olarak ifade etmiştir. “Köle ve barbar yığınları” ifadesi biraz abartılı görünse de, aslında Uçkan bu ifade ile dijital eşitsizliğin diğer eşitsizlikleri de derinleştirdiğine işaret etmektedir. 

Özellikle Covid-19 salgın döneminde BİT’in önemi daha iyi anlaşılmıştır. Öncelikle sağlık, eğitim olmak üzere birçok alanda BİT kullanımı önem kazanmıştır. Dijital eşitsizliğin etkisi Covid-19 döneminde dezavantajlı kesimler için daha da belirginleşmiştir. Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması ile Covid-19 ile salgının takibi ve izlemesi yapılırken, HES kodunun AVM, seyahat, sinema gibi sosyal hayatın rutininde kullanımı zorunlu olmuştur. Uzaktan eğitim sistemine geçilmiş, MEB’in Eğitim Bilişim Ağı (EBA) uygulaması eğitimin aksamasını engellemiştir. Ancak hem cihaza hem de internete erişmede sorun yaşayan kesimler için bu durum dijital eşitsizliğin etkisini belirgin şekilde göstermiştir. 

Salgında izolasyonun sağlanması için kamu hizmetlerine erişimde e-Devlet uygulamaları önem kazanırken, internet bankacılığı, çevrimiçi alışveriş gibi olanaklar da salgının sosyal hayata etkisini azaltmıştır. BİT salgının yayılmasını önleyici rol oynarken dijital eşitsizlik insan sağlığını da etkiler boyuta gelmiştir. 

Dijital Eşitsizliğin Boyutları 

Dijital eşitsizlik çeşitli değişkenler çerçevesinde ortaya çıkan farklılaşmayı/ayrımı gösteren çok boyutları olan bir sorundur. Literatürde farklı boyutlarda dijital eşitsizlik ele alınmaktadır. Çapar ve Vural dijital eşitsizliğin boyutlarını iki farklı şekilde ele alarak gruplamıştır[19]. Bunlardan birincisi; 

1. Dijital Ekonomik Eşitsizlik: BİT sahipliği için ekonomik gücü olanlar ile olmayanlar arasındaki farkı anlatan eşitsizliktir. 

2. Dijital Kullanım Eşitsizliği: BİT kullanma becerisine sahip olanlar ile olmayan arasındaki eşitsizliktir. 

3. Dijital Katılım Eşitsizliği: BİT’in sağladığı olanakların farkında olarak faydalananlar ile faydalanmayanlar arasındaki eşitsizliktir. 

İkincisi ise; 

1. Global Dijital Eşitsizlik: Ülkelerin gelişmişliklerine göre ortaya çıkan eşitsizliktir. 

2. Sosyal Dijital Eşitsizlik: Bilgi zengini ve bilgi yoksulu olanlar arasındaki eşitsizliktir. 

3. Demokratik Dijital Eşitsizlik: Katılım süreçlerindeki dâhil olabilenler ile olamayanlar arasındaki eşitsizliktir. 

Kalaycı ise dijital eşitsizliği bireysel, kurumsal ve küresel olmak üzere gruplandırmıştır[20]. 

1. Bireysel Eşitsizlik: Günlük yaşamda BİT kullananlar ile kullanmayanlar arasında ortaya çıkan eşitsizliktir. 

2. Kurumsal Eşitsizlik: İşleri için BİT kullanan şirketler ile kullanmayan arasında ortaya çıkan eşitsizliktir. 

3. Küresel Eşitsizlik: BİT seviyesine göre ülkeler arasında ortaya çıkan eşitsizliktir. 

Dijital eşitsizlik farklı boyutlarda ele alındığı gibi, ortaya çıktığı eğitim durumu, cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, dil, coğrafi konum, engellilik, etnik öğeler gibi farklı değişkenler üzerinden de ele alınmakta, sınıflandırılmaktadır. 

Eğitim durumu; düşük eğitim gruplarında yer alan insanlar ile yüksek eğitim alanlar arasında dijital eşitsizlik bulunmaktadır. Eğitim düzeyi yükseldikçe bireyin BİT kullanım becerisi arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır[21]. 

Gelir düzeyi; eğitim düzeyi ile de yakın ilişkisi bulunan gelir düzeyi dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı farklı bir boyuttur. Eğitim düzeyine benzer şekilde bireyin, toplumun, devletlerin gelir düzeyi arttıkça BİT farkındalığı ve becerisi artmakta, bu durum gelir düzeyinde dijital eşitsizliği ortaya çıkarmaktadır[22]. 

Cinsiyet; BİT erişimi ve kullanımı ile ilgili ortaya konan istatistikler dünya genelinde erkeklerin kadınlara oranla daha fazla BİT kullandığını göstermektedir[23]. Ancak İsveç, Kanada gibi kuzey ülkelerinde kadınların erkeklerle eşit ya da erkeklerden daha fazla BİT kullanımına sahip olduğu da gözlemlenmektedir. Kadınların toplumdaki yeri, eğitim düzeyi, toplum kültürü, iş hayatındaki yeri gibi durumlar cinsiyet değişkeninde ortaya çıkan bu ayrımı derinleştirmede ya da yok etmektedir[24].

Yaş; yaşlılar ile gençler arasında dijital eşitsizlik olduğunu istatistikler göstermektedir[25]. Yaşlı insanlar gençlere oranla daha az BİT kullanmakta, yaşa göre dijital eşitsizlik ortaya çıkmaktadır. 

Dil; bilgisayar ve internetin kullanımında dil bir diğer dijital eşitsizlik oluşturan değişken olarak ortaya çıkmaktadır. Teknolojinin dilinin İngilizce olması, internetteki içeriğin, işletim sistemleri yazılım dillerinin çoğunun İngilizce olması İngilizce bilenler ile bilmeyen arasında bir dijital eşitsizlik ortaya çıkarmakta, ana dili İngilizce olanlarla olmayanlar arasında ayrım oluşmakta, bilgi yoksulluğu olarak nitelendirilen sorun ortaya çıkmaktadır[26]. 

Coğrafi Konum; hem küresel olarak hem de ülke içerisinde bölgesel olarak dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı başka bir boyuttur[27]. Küresel olarak dünyada ekonomik olarak gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler arasındaki eşitsizliği daha da artırmaktadır. Aynı zamanda ülkelerin kendi içlerinde farklı bölgelerin hem erişim hem de kullanım açısından dijital eşitsizlik bulunmaktadır. Engellilik; birçok araştırma engelli bireylerin internet erişimi ve özellikle kullanımı açısından diğer bireylerden dezavantajlı durumda olduğu göstermektedir. Engelli bireyleri düşünmeden yapılan cihaz ve uygulama tasarımları bu eşitsizliği daha da derinleştirmektedir [28]. 

Etnik öğeler; ülkelerin farklı etnik grupları arasında ortaya çıkan eşitsizliktir. Bu durum ekonomik ve siyasi eşitsizliği de derinleştirmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde siyahlar ile beyazlar arasında internet erişimi ve kullanımı arasında dijital eşitsizlik bulunmaktadır[29]. 

Dijital Eşitsizliğin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi 

Türkiye’de mevzuatta dijital eşitsizliğin önlenmesine yönelik hükümler genel olarak kamu hizmetinden eşit şartlarda yararlanma ve internetin daha erişilebilir olması çerçevesinde ele alınmaktadır. 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” denilmektedir. 

Anayasanın 22 nci maddesinde ise; “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.” denilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21 inci maddesinin 2. fıkrasında da “Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.” ifadesi yer almaktadır[30]. 

Kamu hizmeti sunulurken yerine getirilmesi gereken temel ilkelerden birisi eşitlik ilkesidir. Toplumdaki her birey kamu hizmetinden eşit şartlarda yararlanmalıdır. Kamu hizmetlerinden eşit şartlarda yararlanma hakkı bireylerin genel hakları arasında yer almaktadır. Anayasa’nın 10 uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesi kamu hizmetinin sunumunda da geçerlidir[31]. Sağlıklı kişiler ile sağlıksız kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmaları, gelir düzeyi yüksek kişiler ile gelir düzeyi düşük kişilerin sosyal yardımlardan yararlanmaları aynı ölçüde olmamaktadır. Burada yer alan eşitlik ilkesi hizmetten yararlananların eşitliği anlamını taşımaktadır[32]. Bu eşitlik, özellikle kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması (e-Devlet hizmeti) ve vatandaşların e-Devlet hizmetlerini eşit şartlarda kullanmasına da işaret etmektedir. 

2009/15169 karar sayılı Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik içerisinde de; “İdare, sunduğu kamu hizmetlerinin özürlüler tarafından kolayca erişilebilir olması için gerekli tedbirleri alır.” hükmü yer almaktadır. 

2005 yılında yürürlüğe giren 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu’nda da dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik hükümler bulunmaktadır. Kanunda “evrensel hizmet” kavramı; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde coğrafi konumlarından bağımsız olarak herkes tarafından erişilebilir, önceden belirlenmiş kalitede ve herkesin karşılayabileceği makul bir bedel karşılığında asgari standartlarda sunulacak olan, internet erişimi de dâhil elektronik haberleşme hizmetleri ile bu Kanun kapsamında belirlenecek olan diğer hizmetleri şeklinde tanımlanmış, Kanunun “İlkeler” bölümünde de; "Evrensel hizmetten, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes, bölge ve yaşadığı yer ayırımı gözetilmeksizin yararlanır. Evrensel hizmet, fert başına gayrisafi yurt içi hâsıla tutarı da göz önünde bulundurularak karşılanabilir ve makul fiyat seviyesinde sunulur. Düşük gelirliler, engelliler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların da evrensel hizmetten yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçeneklerinin uygulanabilmesine yönelik tedbirler alınır." denilerek dijital eşitsizliğin önlemesinin önemine dikkat çekilmiştir. 

2008 yılında yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda da dijital eşitsizliğin önlenmesine yönelik hükümler yer almaktadır. Kanunun ilkeler bölümünde; Herkesin, makul bir ücret karşılığında elektronik haberleşme şebeke ve hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacak uygulamaların teşvik edilmesi. Eşit şartlardaki aboneler, kullanıcılar ve işletmeciler arasında ayrım gözetilmemesi ve hizmetlerin benzer konumdaki kişiler tarafından eşit şartlarla ulaşılabilir olması. Teknolojik yeniliklerin kullanılması da dâhil olmak üzere engelli, yaşlı ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç diğer kesimlerin özel ihtiyaçlarının dikkate alınması. ifadeleri yer almaktadır. 

Dijital Eşitsizliğin Ölçülmesi 

Bilgiye erişebilmenin en kolay yolunun internete erişmekten geçtiği, BİT cihazlarının da bu doğrultuda internet kullanımı ile anlam kazanmış olduğu günümüzde, dijital eşitsizliğin ölçülmesinde belirleyici gösterge olarak internet kullanım oranı kullanılmaktadır. Hem erişim hem kullanım hem de kullanım yetkinliğini göstermesi için son yıllarda yaygın şekilde internet kullanımı oranları kullanılmaktadır[33]. 

Dünyada dijital eşitsizliğin ölçülmesi amacı ile çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Yapılan çalışmaların uluslararası alanda en bilinenleri arasında; ITU BİT Gelişmişlik Endeksi (BGE) ve Portulans Institute Ağa Hazırlık Endeksi (Network Readiness Index - NRI) yer almaktadır. 

Dünya genelinde dijital eşitsizliğin ölçülmesi amacı ile kullanılan BGE; ülkelerin BİT gelişimi ve kıyaslamaları, BİT’in ülke gelişimine sağladığı katkı ve dijital eşitsizliğin ölçümünün yapılması amaçlanmaktadır[34]. ITU BGE’de ölçümleme; erişim, kullanım ve beceri olmak üzere üç alt endeks üzerinden yapılmaktadır[35]. 

Erişim endeksinde; sabit telefon aboneliği oranı, cep telefonu aboneliği oranı, İnternet kullanıcısı başına düşen uluslararası internet bant genişliği (bit/s), hanehalkı bilgisayar sahipliği oranı, hanehalkı internet erişimi oranı verileri gösterge olarak kullanılmaktadır. 

Kullanım endeksinde; İnternet kullanan bireylerin oranı, sabit geniş bant kullanımı oranı, mobil geniş bant kullanımı oranı göstergeleri kullanılmaktadır. 

Beceri endeksinde ise; yetişkin okuryazarlık oranı, orta öğretime kayıt oranı, yükseköğretime kayıt oranı göstergeleri kullanılmaktadır. 

BGE puanı; BİT erişimi ve BİT kullanımı endekslerinin %40’ı ve BİT becerisi endeksinin %20 toplanarak hesaplanmaktadır. 

NRI ölçümlemesi ise farklı göstergelerin de yer aldığı, çok daha kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı bir endekstir[36]. Teknoloji, insan, yönetişim ve etki olmak üzere dört ana kategori içerisinde yer alan 12 alt kategori ve 60 gösterge üzerinden endeks puanı hesaplanmaktadır. 

Teknoloji; erişim (BİT altyapısı ve fiyatı), içerik (yerli içerik ve uygulamalar), gelecek teknolojiler (YZ ve NesNET gibi yeni teknolojilere, trendlere hazırlık) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır. 

İnsan: bireyler (teknoloji kullanımı, yetenekleri, dijital ekonomiye katılımları), şirketler (BİT kullanımları, dijital ekonomiye katılımları), devletler (BIT kullanımı, yatırımları) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır. 

Yönetişim: güven (bireylerin ve şirketlerin güvenliğinin sağlanması ve güven algısı), düzenleme (devletin dijital konomiye katılımı artırmak için teşvik düzenlemeleri), içerme (dezavantajlı kesimleri de içerecek şekilde dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik e-içerme çalışmaları) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır. 

Etki: ekonomi (ağ ekonomisine katılımın ekonomik etkisi), yaşam kalitesi (ağ ekonomisine katılımın sosyal etkisi), SDG katkısı (ağ ekonomisine katılımın BM sürdürülebilir kalkınma hedeflerine etkisi) ile ilgili göstergeler üzerinden hesaplanmaktadır. 

TÜİK tarafından yapılan “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Araştırması” içerisinde yer alan araştırma başlıkları ve sonuçlarının ITU BGE’nin 11 adet göstergeye ait verileri içerdiği görülmektedir. Türkiye’de dijital eşitsizliğin boyutlarına TÜİK’in “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Araştırması” ışık tutmakta ve dijital eşitsizliğin boyutlarını ortaya koymaktadır. 

DİJİTAL EŞİTSİZLİK İSTATİSTİKLERİ 

Dijital eşitsizliğin ölçülmesinde kullanılan göstergeler, özellikle BİT erişimi, kullanımı ve becerisi ile ilgili göstergeler, dijital eşitsizlik seviyelerinin çeşitli boyutlarda ve değişkenlerde ortaya konulmasına olanak sağlamaktadır. Aşağıda ilk olarak küresel istatistikler ile Dünya’da genel durum ortaya konulmaya çalışılmış ardından Avrupa Ülkeleri ve Türkiye arasında kıyaslama yapılarak Türkiye’nin Avrupa içindeki durumu netleştirilmeye çalışılmış ve son olarak da Türkiye ile ilgili istatistikler verilerek Türkiye’nin çeşitli gösterge ve boyutlardaki durumu ortaya konulmuştur. 

Küresel İstatistikler 

Küresel istatistikler ile Dünya’da dijital eşitsizliğin durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Veriler; 2017 yılı ITU BGE[37], 2020 yılı ITU BIT göstergeleri[38] ve 2020 yılı NRI[39] kaynaklarından elde edilmiştir.

ITU BGE 

En son 2017 yılında yayınlanan BGE içerisinde 176 ülke değerlendirilmeye alınmış, endekste ilk sırayı 8,98 puanla İzlanda alırken, ikinci sırada 8,85 puanla Güney Kore, üçüncü sırada ise 8,74 puana İsviçre yer almıştır[40]. Türkiye endekste 67. sırada yer almıştır. Endeks içerisinde Türkiye; coğrafi olarak Avrupa ülkeleri arasında ve gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) kategorisinde değerlendirilmektedir. 

Türkiye 176 ülke arasında 67. sırada yer alırken, 40 Avrupa ülkesi arasında 37. ve 130 GOÜ arasında 25. sırada yer almaktadır. Aşağıdaki Tablo 1’de BGE kategorilerine göre 2017 yılı endeks ve alt endeks puanları gösterilmektedir. Türkiye’nin endeks puanı ortalaması; dünya, gelişmekte olan ülkeler, Afrika, Amerika, Arap Ülkeleri, Asya-Pasifik, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ortalamasının üzerinde yer alırken, Avrupa ve gelişmiş ülkeler ortalamasının altında yer almaktadır.

Tablo 1’de coğrafi olarak Avrupa ile diğer bölgeler arasında ve gelişmişlik olarak ise gelişmiş ülkeler (GÜ) ile diğer gruplar arasında dijital eşitsizliğin olduğu görülmektedir. Türkiye diğer kategorilere göre yetenek endeks puanında nispeten iyi durumdayken, erişim ve kullanım endeksinde daha az puan almış durumdadır.

ITU Temel BİT Göstergeleri

Dünya’da BİT göstergelerinin yer aldığı en kapsamlı ve güncel çalışmalardan biri ITU temel BİT göstergeleridir. En güncel BİT gösterge verileri 2020 yılında yayınlamış olup 2019 yılına ait verileri içermektedir. Aşağıdaki Tablo 2’de bireylerde internet kullanımı, hanelerde internet erişimi, hanelerde bilgisayar sahipliği, mobil genişbant abone oranı, sabit genişbant abone oranı ile ilgili veriler hem ülke gelişmişliklerine göre hem de ülke gruplarına gösterilmektedir.


 
Tablo 2’de yer alan erişim ve sahiplik oranları incelendiğinde gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkeler arasında ve ülke grupları arasında dijital eşitsizlik görülmektedir. Dünya nüfusunun neredeyse yarısının (%48,6) hala internet kullanmadığı, hala hanelerin %42,6’sının internet erişimi olmadığı, gelişmiş ülkelerle diğer ülkeler arasında ve Afrika ile diğer bölgeler arasında dijital eşitsizliğin olduğu görülmektedir. Aşağıda Tablo 3’te cinsiyete göre bireylerde internet kullanımı gösterilmektedir.


Tablo 3’te görüldüğü üzere Dünya genelinde internet kullanım oranında çok fazla fark olmasa da erkeklerin oranı kadınlardan fazladır. Ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile cinsiyete göre dijital eşitsizlik arasında ters orantı bulunmakta, ülke gelişmişlik seviyesi azaldıkça kadın-erkek arasında dijital eşitsizlik artmaktadır. Bölgesel olarak ise Amerika’da kadınların erkeklere göre daha fazla oranda internet kullandığı görülmektedir. 
Avrupa ve bağımsız devletler topluluğunda cinsiyete göre internet kullanım oranları arasındaki fark azken, Afrika ve Arap ülkelerinde cinsiyete göre dijital eşitsizliğin fazla olduğu görülmektedir. Dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı bir diğer boyut olan yaşa göre internet kullanımında ise 16-24 yaş arasındaki bireyler ile diğer yaş grupları arasında farklılaşma olduğu görülmektedir. Aşağıda Tablo 4’te 16-24 yaş arası bireylerin internet kullanım oranları ve toplam internet kullanım oranları gösterilmektedir.

16-24 yaş arası bireylerin daha üst yaş gruplarına göre interneti daha fazla kullandığı yukarıdaki Tablo 4’ten anlaşılmaktadır. Aynı zamanda gelişmişlik arttıkça yaş grupları arasında dijital eşitsizliğin azaldığı görülmektedir. Dijital eşitsizliğin görüldüğü bir diğer gruplama ise kent ve kırsal yaşam alanlarıdır. Aşağıdaki Tablo 5’te de kentsel ve kırsal bölgeler arasında bireylerde kullanım oranları gösterilmektedir.


Tablo 5’ten hanelerde internet erişimi açısından kentsel ile kırsal yerleşim yerleri arasında dijital eşitsizlik bulunduğu görülmektedir. Dünya genelinde kentsel kesimde yaşayan bireylerin %72’si internet kullanırken, kırsal bölgede yaşayanların sadece %37,7’si internet kullanmaktadır. Ancak gelişmiş ülkelerde kentsel ve kırsal bölgelerde yaşayan bireylerin internet kullanımı oranları arasındaki fark neredeyse kalmamıştır. Kentsel – kırsal ayrımında gelişmiş ülkelerle diğer ülkeler, Afrika ile diğer bölgeler arasında farkın büyük olduğu görülmektedir. 

Ağa Hazırlık Endeksi (NRI) 

NRI göstergeleri çok daha kapsamlı, farklı göstergeleri değerlendiren bir metodolojiye sahiptir. Endekste internet erişimi gibi temel göstergelerin yanında tarife fiyatları, ülkenin Wikipedia katkısı, alanadı kayıt sayısı, mobil uygulama sayısı, BİT patent başvuruları, siber güvenlik, eticaret, e-katılım, ifade özgürlüğü, gelir seviyesi, cinsiyet eşitliği, kaliteli eğitim gibi farklı göstergeler de değerlendirmeye alınmaktadır[46]. Bu açıdan NRI ile dijital eşitsizliğin temel olarak internet erişimi, kullanımı ve becerisinin çok daha ötesinde bir değerlendirme yapıldığı söylenebilir. Bu açıdan NRI, dijital eşitsizliğin diğer eşitsizlikleri derinleştiren yönüne de ilişkin yorum yapılmasını sağlamaktadır. 

2020 yılı NRI da 134 ülke değerlendirilmekte, ilk 10 sırada 8 Avrupa ülkesi yer almaktadır. İlk sırada İsveç, ikinci Danimarka ve üçüncü Singapur NRI’de başı çeken ülkelerdir. Danimarka, Singapur, İsviçre ve Norveç teknoloji, insan, yönetişim ve etki ve alt endekslerinde ilk sırayı alan ülkelerdir. 2020 NRI’da ilk 10 içerisinde Avrupa dışında yer alan 3. Singapur ve 8. ABD’dir. 

NRI’de, Avrupa ülkeleri ve üst-orta seviye ekonomiye sahip ülke grupları arasında değerlendirilen Türkiye 134 ülke arasında 58. sırada yer almaktadır. 41 Avrupa ülkesi arasında Türkiye 34. sıradadır. En yüksek sıralamaya sahip olduğu alt endeks 48. sıra ile “yönetişim”, en kötü sıralamaya sahip olduğu alt endeks 81. sıra ile “etki”dir. 

Etki alt endeksi genel olarak BİT’in ülke ekonomisine katkısı ile ilgilidir. Endeks sıralamasında gelir grubu kategorisinde yüksek gelire sahip ülkeler en yüksek puanı alırken, düşük gelir grubunda yer alan ülkeler en düşük puanı almıştır. Yani endeks gelir durumunun dijital eşitsizlikle ilgisini açıkça ortaya koymaktadır. 

Bölge gruplarına göre sıralama incelendiğinde de Avrupa’nın diğer bölgelere göre yüksek puana sahip olduğu görülmekte, bölge gruplarına göre dijital eşitsizliğin varlığı ortaya konulmaktadır. 

Avrupa Ülkeleri – Türkiye Kıyaslaması 

2020 yılı Eurostat verilerine[47] göre Türkiye hanelerde internet erişimi oranında %91 ile Avrupa’da 33 ülke arasında 15. sırada yer almaktadır. AB ortalaması ile aynı orana sahip olan Türkiye, 2012-2020 yılları arasında en iyi gelişme gösteren ülkeler arasındadır. Aşağıdaki Tablo 6’da 2012 yılından 2020 yılana kadar bazı Avrupa ülkelerinin ve Türkiye’nin hanelerde internet erişimi oranlarının gelişimi gösterilmektedir.

Avrupa’da hanelerde internet erişimi açısından ilk 3 sırada gelen ülkeler; %98 oranla İzlanda, %97 oranla Hollanda ve %97 oranla İngiltere’dir. Son 3 sırada yer alan ülkeler ise; %80 oranla Karadağ, %79 oranla Bulgaristan ve %73 oranla Bosna Hersek’tir. İstatistikler Türkiye’nin Avrupa’ya kıyasla internet erişiminde dijital eşitsizliğe maruz kalmadığını göstermektedir. 

İnternet bulunmayan hanelerin internet bulunmama nedenlerinin yer aldığı aşağıdaki Tablo 7 incelendiğinde Avrupa’da ve Türkiye’de yetenek eksikliği, içeriğin faydasız bulunması ve maliyet ön plana çıkmaktadır. Türkiye hanelerde internet bulunmama nedenlerinden yetenek eksikliğinde %74 ile diğer ülkelerden çok daha büyük orana sahiptir. Maliyet yüksekliği ve güvenlik endişesi oranlarında da AB ortalamasının altında olan Türkiye, internet içeriğinin faydasız bulunması oranında AB ortalamasının üzerinde yer almıştır. 

Bireylerin internet kullanımında ise Avrupa’da ilk 3 sırayı %99 kullanım oranı ile İzlanda, Danimarka ve Lüksemburg almaktadır. Türkiye %78 oranla Avrupa’da son sıralarda yer almaktadır. Aşağıdaki Tablo 8’de internet kullanan bireyler ve yürüttüğü faaliyetler ile ilgili bilgiler yer almaktadır.

Tablo 8’de de görüldüğü üzere Türkiye sosyal medya kullanımı hariç diğer faaliyetlerde AB ortalamasının gerisinde kalmıştır. Türkiye’nin AB ortalamasını geçtiği tek alan sosyal medya kullanımı olmuştur. E-Posta kullanımı, e-ticaret ve internet bankacılığı gibi güven ve yetenek isteyen faaliyetlerde de Türkiye AB ortalamasının çok gerisinde yer almaktadır. Tablo 8’de yer alan dijital yetenek sütunu tüm ülkelerin neredeyse en düşük orana sahip olduğu, Türkiye’nin de Sırbistan’dan sonra en düşük oranı aldığı alandır. Dijital yetenek; bireylerin teknoloji kullanımını 4 farklı açıdan ele alarak değerlendirmenin yapıldığı bir alandır. Bu 4 açı; bilgisayarı ve interneti bilgi edinme, iletişim kurma, problem çözme ve bireylerin yazılım geliştirme yetenekleri açısından oluşmaktadır. 

Eurostat verilerine göre girişimlerde internet kullanımı ve web site sahipliğinde Türkiye AB ortalamasını altında yer almaktadır. Girişimlerde internet kullanımında Türkiye %95 oran ile AB ortalaması %97’ye yakın bir seviyededir. Ancak girişimlerde web sitesi sahipliğinde Türkiye %54 oran ile %77 olan AB ortalamasının altında kalmıştır. 

İstatistikler Türkiye’nin internet erişiminde Avrupa’nın çok gerisinde kalmadığını, bireylerin internet kullanımında Avrupa’ya göre geride kaldığını özellikle internette yürütülen faaliyetler ve dijital yetenekler konusunda Avrupa ülkeleri ile arasında dijital eşitsizliğin bulunduğunu göstermektedir.

Türkiye İstatistikleri 

Türkiye’de Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) her yıl hanelerde bilişim teknolojilerinin kullanımı ile ilgili araştırma yapmaktadır. 2020 yılında gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları[51] Türkiye’de ki dijital eşitsizliğin güncel durumuna ve boyutlarına ışık tutmaktadır. 

2020 yılı TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre Türkiye’de her 10 hanenin 9’unda internet erişimi bulunmakta ve her 10 kişiden 8’i internet kullanmaktadır. Aşağıda yer alan Tablo 9’da araştırma sonuçlarına ilişkin çeşitli istatistikler gösterilmektedir. Dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı cinsiyete göre ortaya çıkan farklılaşma da Tablo 9’da görülmektedir. 

Yukarıdaki Tablo 9’dan da görüldüğü üzere Türkiye’de internet en çok mesajlaşma, sesli/görüntülü arama, sosyal medya ve video izlemek için kullanılmaktadır. Türkiye’de kadınerkek arasında internet kullanımı oranlarına da TÜİK araştırmasından ulaşmak mümkündür. Türkiye’de internet kullanım amaçlarında, internet bankacılığı işlemlerinde erkeklerin oranının kadınlara göre daha fazla olduğu yukarıda Tablo 9’dan da görülmektedir. Eğitim seviyesi dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı bir diğer değişkendir. Aşağıdaki Tablo 10’da Türkiye’de kadın ve erkek bireylerin eğitim seviyelerine göre bilgisayar ve internet kullanım oranları gösterilmektedir.
Tablo 10’da yer alan Türkiye’de bireylerin internet kullanımı oranları kadın-erkek arasında lisede eşit, üniversitede kadınlar lehine daha fazla olduğunu göstermektedir. Okul bitirmeyen bireyler dışında kadın-erkek arasında internet kullanımındaki farkın fazla olmadığı görülmektedir. 

Bilgisayar kullanımı oranları ise dijital eşitsizlik açısından daha sağlıklı yorum yapılmasını sağlayabilir. İnternet artık akıllı telefonlarla çok daha kolay ulaşılabilir bir durumdadır. Temel bilgisayar kullanımı becerisi olmayan bireyler de akıllı telefonlarından internete bağlanabilmektedir. Ancak bilgisayar kullanımı için hem daha fazla BİT becerisi hem daha fazla maliyet gerekmektedir. Bu nedenle bilgisayar kullanımı oranı hem dijital beceri hem de maliyet açısından dijital eşitsizlik durumu ile ilgili daha sağlıklı bilgi vermektedir. Türkiye’de bilgisayar kullanım oranı ile internet kullanım oranı arasındaki fark eğitim düştükçe açılmaktadır. Aynı zamanda internet kullanımının aksine kadınlar erkeklere göre daha az oranda bilgisayar kullanmaktadır. 

Aşağıdaki Tablo 11’de yer alan yaşa göre bilgisayar ve internet kullanım oranlarına göre ise Türkiye’de bilgisayar kullanım oranı yaş arttıkça hızla düşmektedir. İnternet kullanım oranında ise 16-44, 45-54 ve 55-74 arasında dijital eşitsizlik olduğu görülmektedir. Türkiye’de internet kullanım oranlarında tüm yaş kategorilerinde erkekler kadınlara göre yüksek oranlara sahiptir. Türkiye’de bilgisayar kullanım oranlarında tüm yaş kategorilerinde erkekler kadınlara göre yüksek oranlara sahiptir.


Türkiye’de 2020 yılı TÜİK verilerine göre hanelerde internet erişim oranı %90,7’dir. Aşağıda Şekil 1’de TÜİK istatistiki bölge birimleri sınıflandırmasına göre Türkiye’nin hanelerde internet erişimi oranları gösterilmektedir.


Şekil 1’e göre İstanbul hanelerde internet erişiminde %96,4 ile ilk sırada gelmektedir. Batı Karadeniz %81,3 ile hanelerde internet erişiminin en düşük olduğu bölgedir. Batı Karadeniz’den sonra %86 ile Batı Marmara en az internet erişimi oranına sahip hanelerden oluşmaktadır. Dijital eşitsizliğin ortaya çıktığı diğer değişkenler bir diğeri çalışma durumu ve diğeri de meslek türüdür. Aşağıdaki Tablo 12’de Türkiye’de çalışma durumu ve meslek türlerine göre bilgisayar ve internet kullanım oranları gösterilmektedir.


Çalışma durumuna göre Türkiye’de bilgisayar kullanımında işveren ve öğrenciler en fazla bilgisayar kullanan gruptur ve diğer çalışanlar arasında bilgisayar kullanımı açısından dijital eşitsizlik bulunmaktadır. 

Mesleklerde kadın-erkek arasında da dijital eşitsizliğin olduğu görülmektedir. Türkiye’de kendi hesabına çalışan, ücretsiz aile işçisi ve engellilerde erkeklerin internet kullanımı bariz olarak kadınlardan daha fazla olduğu görülmektedir. Türkiye’de işsiz, emekli ve çalışmayanlarda ise kadınların internet kullanımı bariz olarak erkeklerden fazladır. Meslek türüne göre bilgisayar ve internet kullanım oranları aşağıda Tablo 13’te gösterilmektedir.


Türkiye’de bilgisayar kullanımında tarım çalışanları ve niteliksiz işlerde çalışanlar diğer meslek türlerine göre düşük orana sahiptir. Türkiye’de internet kullanımında tarım çalışanları diğer meslek türlerine göre düşük orana sahiptir.

E-İÇERME POLİTİKALARI

e-İçerme; BİT erişim ve kullanımından, BİTin faydalarından dışlanma riski bulunan gruplara yönelik politikalar ve bu yönde yapılan çalışmaları ifade etmektedir[58]. Bu doğrultuda On birinci Kalkınma Planı[59], 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı (BTS)[60] ve 2017-2020 Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı (UGSEP)[61] içerisinde yer alan e-içerme politikalarından bazılarına kısaca değinilmiştir. 

On birinci Kalkınma Planı’nda 480 inci maddede “İnternet erişimi ve kullanımı bakımından gelir, bölge, cinsiyet ve yaş grupları arasındaki farklar azaltılacaktır.” denilerek dijital eşitsizliğin azaltılmasına yönelik temel politikadan doğrudan bahsedilmiştir. Sayısal bölünme kavramının kullanıldığı metinde; evrensel hizmet kaynaklarının kullanımı, elektronik haberleşme tarife kampanyaları ve farkındalık ve bilinçlendirmeye yönelik politikaların yer aldığı görülmektedir[62]. 

2015-2018 BTS’de de dijital eşitsizliğin azaltılmasına yönelik politikalar bulunmaktadır. Sayısal bölünme kavramının kullanıldığı metinde; güncel verilerin dijital eşitsizliğe neden olan unsurların tespitinin yapılarak her toplumsal grup için farklı politika ve stratejiler geliştirilmesi gerektiğini gösterdiği ifade edilmiştir[63]. Fiber genişbant internet erişim altyapısının yaygınlaştırılması, bölgesel bazlı düzenlemelerin yapılması ve cihaz ve internet erişiminin artırılması, sayısal yeteneklerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılası gerekliliği ifade edilmiştir. Aynı zamanda belgede “Sayısal Bölünme Endeksi Oluşturulması” ve ölçümünün yapılarak daha sağlıklı politikaların belirlenmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir[64]. 

2017-2020 UGSEP’te de dijital eşitsizliğin azaltılmasına yönelik politikalar yer almaktadır. Belgede temel hedefin “Her haneye en az 100 Mbit/sn hızında genişbant hizmetinin sağlanması, Sabit ve Mobil Genişbant interneti taşıyacak altyapının geliştirilmesi, 16-74 yaş aralığındaki nüfusun internet kullanım oranının %80’in üzerine çıkarılması” olarak belirlenmiş, nihai hedefin ise “Her Yerden, Herkese Genişbant” hizmetini sunmak olduğu belirtilmiştir[65] 

DEĞERLENDİRME 

Diğer eşitsizlikleri de derinleştiren dijital eşitsizlik, ilk başlarda tanımının yapıldığı BİT’e erişim ve kullanım sorununun ötesine geçmiş, BİT’ten faydalanma hatta BİT’ten değer üretme konularında yaşanan eşitsizliğe işaret eder duruma gelmiştir. Ancak yine de Dünya’da insanların neredeyse yarısının günümüzde internet kullanmadığı/kullanamadığı düşünüldüğünde, internet erişiminde ve kullanımında hala büyük bir eşitsizlik olduğu görülmektedir. 

Uluslararası ve ulusal mevzuatlarda dijital eşitsizliğin önüne geçilmesine yönelik hükümler yer alırken, ülkeler dijital eşitsizliğin azaltılmasına yönelik politikalar belirlemektedir. Dünya’nın yarısı internet kullanmazken Türkiye’de 10 kişiden 8’inin internet kullandığı, her 10 haneden 9’unun internet erişimine sahip olduğu görülmektedir. Bu oranlarla Türkiye Avrupa ortalamasına yakın bir oran elde etmiş, dijital eşitsizliğin giderilmesi için ihtiyaç duyulan ilk adım olan “altyapı” unsurunu büyük oranda sağlamıştır. 

Türkiye’de kırsal kesim olarak nitelendirilebilecek köy ve beldelerde toplam nüfusun %7’si yaşamaktadır[66]. Kırsal kesimlere internet erişim altyapısının kazandırılması için evrensel hizmet kapsamında çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Yaşlı, engelli, düşük gelirli, düşük eğitimli gibi dezavantajlı kesimlerin hem internet erişimi hem de kullanımını artırmak için e-içerme politikaları hayata geçirilmelidir. 

BİT’in faydalarına, e-Devlet, e-ticaret, internet bankacılığı, e-ödeme gibi hayatı kolaylaştırıcı yanlarına ilişkin farkındalığın artırılması önem kazanmıştır. İnternetin katma değer üretecek şekilde kullanılması için kullanım becerisinin ve farkındalığın artırılması gerekmektedir. 

Kamu hizmetlerinden faydalanma, yönetişim sistemi içerisinde yer alarak yönetim süreçlerine katılım, politik olarak var olma konularında da dijital eşitsizliğe maruz kalanlar için ayrım daha da derinleşmektedir. Bu da dijital eşitsizliğin etkilerini derinleştirmektedir. Dijital eşitsizlik sadece BİT mahrumluğu olarak değerlendirilmemeli, eğitimden sağlığa, katılımcılığa ve ifade özgürlüğüne açılan kapıların kapatan, sadece teknolojiden değil neredeyse hayatın birçok alanından dışlayan bir sorun olarak ele alınmalıdır. Gelecek yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, otonom araçlar, sanal gerçeklik, nesnelerin interneti gibi kavramlar etrafında şekillenirken artık dijital eşitsizlik sadece erişim, kullanım sorunu değil aynı zamanda üretim sorunu da olmuştur. BİT’ten değer üretemeyen birey, toplum ve devletler hem sosyal açıdan hem ekonomik açıdan hem de siyasi açıdan dijital eşitsizlikten kurtulamayacaktır. 

KAYNAKÇA

1 ÖZTÜRK, Lütfü “Türkiye’de Dijital Esitsizlik: Tübitak-Bilten Anketleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Yıl: 2005, Sayı:24, s. 112. 

2 WIKIPEDIA, Digital Divide, https://en.wikipedia.org/wiki/Digital_divide (erişim tarihi 04.04.2021) 

3 Age.

4 ÇAPAR, Fatih / VURAL, Ömer Faruk. “E-Devletleşme önündeki engel: Dijital eşitsizlik”, International Journal of Human Sciences, Yıl: 2013, Cilt: 10, Sayı: 1, s. 1676. 

5 ARİF, Thawar T. “E-Government and the Digital Divide”, Applied Science University Amman-Jordan, Yıl: 2008, Sayı: 18, s. 2. 

6 ÖNÜR, Nimet “Dijital Bölünme ve Gençlik: Bilgi Toplumunu Sınırlarında Erişilen Toplumsallık”, Sosyoloji Dergisi, Ülgen Oskay’a Armağan Özel Sayısı, Yıl: 2007, Sayı: 17, s. 201. 

7 ŞEN, Ali/ AKDENİZ, Sıdıka “Sayısal Uçurumla Başetmek: OECD Trendleri ve Türkiye”, Bilgi Ekonomisi ve Yönetimi Dergisi, Yıl: 2012, Cilt:7, Sayı: 1, s. 56. 

8 TARHAN, Ahmet, Kamu Yönetimin Halkla İlişkiler ve e-Devlet, Palet Yayınları, Konya, 2011, s. 222. 

9 OECD, Understanding the Digital Divide, Paris, 2001. 

10 United Nations (UN), Global E-Government Readiness Report 2004: Towards Access for Opportunity, New York, 2004. 

11 ARİF, 2008, s. 2. 

12 United Nations (UN), E-Government Survey 2016, New York, 2016, s. 96. 

13 Telekomünikasyon Kurumu (TK), Sayısal Uçurumun Önlenmesi: Stratejik Plan, Ankara, 2002, s. 5. 

14 TARHAN, 2011, s. 222.

15 ERSÖZ, Selva / PINAR Seden M. “Internet Okuryazarlığı ve Dijital Uçurum”, Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı (23 – 25 Mayıs 2005), Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları, İstanbul, 2006, s. 251. 

16 OECD, 2001. 

17 KALAYCI, Cemalettin “Dijital Bölünme, Dijital Yoksulluk ve Uluslararası Ticaret”, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Yıl: 2013, Cilt: 27, Sayı: 3, s. 146. 

18 UÇKAN, Özgür, e-Devlet e-Demokrasi ve Türkiye, Literatür Yayınları, İstanbul, 2003, s. 27.

19 ÇAPAR / VURAL, 2013, s. 1677. 

20 KALAYCI, 2013

21 United Nations (UN), E-Government Survey 2014, New York, 2014, s. 131. 

22 Age, s. 128. 

23 ITU, ICT Indicators 2020, https://www.itu.int/en/ITUD/Statistics/Documents/facts/ITU_regional_global_Key_ICT_indicator_aggregates_Nov_2020.xlsx (erişim tarihi 25.03.2021). 

24 ARİF, 2008, s. 5. 

25 ITU, 2020. 

26 ÇAPAR / VURAL, 2013, s. 1677. 

27 TK, 2002, s. 5.
28 UN, 2014, s. 134. 

29 ARİF, 2008, s. 6. 

30 United Nations General Assembly (UNGA), Universal Declaration of Human Rights, Paris, 1948. 

31 ÇIRAKMAN, Birsen “Kamu Hizmeti”, Amme İdaresi Dergisi, Yıl: 1976, Cilt 9, Sayı 4, s. 82.

32 ÇIRAKMAN, 1976, s. 82.

33 GÜRCAN, Fatih, Türkiye’de ve Dünyada Sayısal Bölünme, Kalkınma Uzmanlık Tezi, T.C. Kalkınma Bakanlığı, 2015, s. 15. 

34 TOSO, Serkan / ATLI Şevki M. / MARİKYAN Sona “Türkiye’nin Bölgeleri Arasında Sayısal Uçurum”, Bilgi Ekonomisi ve Yönetimi Dergisi, Yıl: 2015 Cilt: 10, Sayı:1, s. 44. 

35 International Telecommunication Union (ITU), ICT Development Index 2017, https://www.itu.int/net4/ITUD/idi/2017/index.html (erişim tarihi 24.03.2021). 

36 Network Readiness Index (NRI), The Network Readiness Index 2020: Accelerating Digital Transformation in post-COVID Global Economy, Washington, 2020.

37 ITU, 2017. 

38 ITU, 2020. 

39 NRI, 2020

40 ITU, 2017. 

41 Age.

42 ITU, 2020. 

43 Age.

44 ITU, 2020

45 ITU, 2020. 

46 NRI, 2020.

47 EUROSTAT, Eurostat database 2020, https://ec.europa.eu/eurostat/data/database (erişim tarihi 26.03.2021). 

48 Age.

49 EUROSTAT, 2020.

50 EUROSTAT, 2020.

51 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2020, https://tuikweb.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?alt_id=1028 (erişim tarihi 27.03.2021). 

52 Age.

53 TÜİK, 2020. 

54 Age.

55 TÜİK, 2020. 

56 Age.

57 TÜİK, 2020. 

58 SAZ, Bekir Sıtkı, AB Ülkeleri ve Türkiye’deki E-İçerme Uygulamalarının Karşılaştırılması, Sosyal Yardım Uzmanlık Yeterlilik Tezi, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, 2011. 

59 Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB), On Birinci Kalkınma Planı, Ankara, 2019. 

60 Kalkınma Bakanlığı (KB), 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı, Ankara, 2014. 

61 Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDHB), 2017-2020 Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı, Ankara, 2017.

62 SBB, 2019, s. 117. 

63 KB, 2014, s. 52. 

64 KB, 2014, s. 125. 

65 UDHB, 2017, s. 1.

66 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları 2019, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33705 (erişim tarihi 25.04.2021).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder